BİR KİTAP İKİ İNCELEME

 Üç insan, tek hayat. İnsanın dününün bugününe nasıl etki ettiği ve bugününün yarınını nasıl şekillendirdiğini anlatan bir roman. Olayların bir zaman çizgisinde anlatılmaması okurun heyecanını diri tutuyor. Ve yazarın olayları birbirine bağlama şekli de ayrı bir edebiyat zevki katıyor. Kartal, tren istasyonu vb. ögelerin üç hikayede de yer tutması, üç hikayenin tahmin edilmesi güç yerlerden birbirine bağlı olması yazarın yeteneğini gösteriyor bence. Kitaptan öğrendiğim ve hissettiğim şeyse sevginin gücü oldu aslında. Sevgi görmeyen çocuklar-ki burda bir şiddetin varlığı değil sevginin yokluğu söz konusu- eğer sevgi görselerdi hayatları nasıl olurdu diye sordum. Bir babanın çocuğunun yanına uzanmasının -bakın onunla ilgilenmesi değil bedenen yanında bulunmasının- bir çocuk için ne kadar değerli olduğunu okuyoruz kitapta. Yüreğim sızladı. Bir şeyin var olmaması ne kadar acıysa var olanın gösterilmemesi de bir o
kadar acı. Ve bu gösterilmeyen sevgi, nesiller boyu devam ediyor. Çünkü bir çocuk anne babasından ne gördüyse -görmediyse de denilebilir- kendi çocuklarına da onu gösteriyor ya da göstermiyor. Çocuğun ailesiyle olan ilişkisi çevresiyle olan ilişkisini de belirliyor. Kitaptaki karakterler “psikolojik baskının da şiddet sayılması gerektiğini” usul usul dile getiriyor. Psikolojik baskı birilerini geceleri ağlatmak zorunda değil. Aşağılayıcı bir bakış bile pek çok şeye sebep olabilir. üstelik bunlar bir çocuğa yapılıyorsa. 

 -------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Nasıl yazmalıyım? sorusunu kendime yöneltirken sorumun cevabını almak için daha çok romanlardan faydalanmaya çalışıyorum. Çünkü onlar balığı değil balığın nasıl tutulacağını gösteriyor. Bir giriş cümlesi nasıl yazılabilir, konudan konuya nasıl geçilir, karakter analizi nasıl yapılır? Bunların cevabı hakkında fikir sahibi olmamı sağlıyor. Malma İstasyonu da benim bu niyetle okuduğum bir kitaptı. Üç insanın bir istasyon ile hayatlarının nasıl kesiştiğini ve bunu nasıl anlatıldığını merak ediyordum. Kitap edebi bir zevk verdi okurken ama bana da bir uyarı yaptı: Sen böyle yazmamalısın. Kitabın söylemediği bir şeydi belki de bu. Benim içimden geliyor gibiydi. Her şeyi apaçık yazmak, anlatmak biz de yakışıkalır mıydı? Hayatın gerçekleri bunlar, diyordu içimden bir ses. Peki ben, hayatın gerçeklerine yeni bir ses getiremez miydim? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rahat olmak, her şeyi bırakmak değilmiş.

Yeni Bir Yol/25 Ağustos 2024

EDEBİYATI HİSSETMEK