Yeni Bir Yol/25 Ağustos 2024

 

 Pasifken aktif olmayı istemek ne kadar doğru ve gerçekçi bilmem. Sahip olmadığın yeteneklerle yapılabilecek şeyleri yaptığını düşlemek… Sahip olmadığım ya da olmadığımı düşündüğüm o yetenekleri kazanmak mümkündür belki de. Veya onlar zaten vardır bende ve uyandırılmayı bekliyorlardır. Insanın kendini tanıması yeni bir yola çıkarken daha çok önem kazanıyor sanırım. Ben kimim, bu yol nedir, yolcusundan ne ister, bana bu yolda hangi araç düşer?.. Tüm bu sorular tek bir seferde cevaplanmayacak ama ben yine de bir yerden başlamalıyım. Derin bir nefes alıyorum ve masamın başına geçiyorum. Son zamanlarda kendisinden bir hayli ayrı kalmış olduğum kalemimi elime alıyorum ancak… Kalem akıtmıyor mürekkebini kağıda. Aşağı yukarı, ileri geri, sağa sola… Kafam boşken de olur bu doluyken de. Şimdi ise dolu. Hem de çok. Belirsizlik zorlaştırıyor işimi en başta. Yeni başlangıcın beraberinde getirdiği yeni bir ben inşası yoruyor. Sonra sayfalar süren yapılacaklar listesi elimi kolumu bağlıyor. Tüm bunların uğultusu kalemimin kafasını karıştırıyor. Düşünceler hep birden kapıya hücum ediyorlar ve kapıda sıkışıp kalıyorlar. Bekliyorum, bekliyorum. Ne gelen var ne giden. Içerideki gürültüden basım ağrıyor. Sakin ol, diyorum. Yine derin bir nefes… Tekrar kalemi elime alıyorum. Bu sefer düşünceler birer birer çıkıyor dışarı. Önce yol kendini tanıtmaya başlıyor: “Bana genel olarak okumak denir, özeldeyse üniversitedir adım.” Zihnimde tam olarak karşılık bulamayan bazı kelimeler oluyor. Bu kelime de öyle. Bu yüzden zihnimdeki sözlüklere başvuruyorum. Bendeki karşılığı şöyle: “Insanların daha önce aldıkları temel eğitimden sonra sınırları çizilmiş bir alanda derinleştikleri eğitim kurumu.” Biraz daha oturuyor kelimeler, iyice kazıyorum zihnime: sınırları çizilmiş bir alanda derinleşmek. Peki bu neyi gerektirir diye soruyorum kendime. Biri çıkıyor öne: çalışkanlık,azim, sabır, fedakarlık… Yok yok, böyle kalıplaşmış ifadelere karnım tok benim diye yerine oturtuyorum onu. Tekrar dönüyorum zihnime. Bir alanda derinleşmek neyi gerektirir? Salon kalabalık kimseden ses yok. Bekliyorum. Bir daha sormaya kalmadan biri kalkıyor ve konuşmaya başlıyor: “Her yol gibi bu yol da sağlam bir niyet gerektirir.” Niyet nedir? “Kalp ile istenen hedef.” Bu hoşuma gidiyor. Not ediyorum zihninin duvarlarına. Oturmasına fırsat vermeden “başka?” diye soruyorum. Tanımak ve değişmesi mümkün olmayan şeyleri kabul etmek, değişmesi mümkün olan şeyleri değiştirmek içinse çaba diyor. Izlediğim bir programdan alınan bu sözler, bana izlediklerimin hassasiyetini sorgulatiyor. Not almaya devam ediyoru: Niyet, tanımak, kabul etmek, çaba. En sona da ilk öğrendiğim dersi yazıyorum: “Vakti geldiğinde bildiğini söylemekten çekinmemek.” Bu notlar biraz daha netlik kazandırıyor zihnimdeki bulanıklığa. Başka diyorum. Ne yazayım? Bir parmak kalkıyor, söz veriyorum: Sınırları çizilmiş o alanla sınırlı kalmamak. Şaşırıyorum. Biraz daha açıklamasını istiyorum bu cümleyi. “Bir matematikçiye matematikçi olduğu için tarihten soru sormazlar ama o matematikçi tarihten de bir şeyler okursa kendi alanına farklı bakış açılarıyla bakabilir. Bir hareketlilik meydana geliyor salonda salonda. Beyin fırtınası hepimizi memnun ediyor anlaşılan. Teşekkür ediyorum. Bir eksik kaldı mı diye notlarıma bakıyorum. Bir şeylerin eksik kalmasının korkusu sarıyor beni. Bu korkulardan kurtulamayackmisim gibi hissediyorum. “Insanı insan yapan şeylerden biri, korkusuna rağmen harekete geçmesidir, diyor ön koltuklardan biri. Dolabıma astığım o söz ve o sözü duyduğum bir başka program geliyor aklıma. Evet, diyorum. Korkular doğam gereği hep var olacak ama ben onlara rağmen adım atabilirsem o zaman bir şeyler farklı olacak. Bunu da yazdım. Son bir madde de ben eklemek istedim: “Hiçbir zaman hiçbir şey tam olarak yapılmaz. Bu listede hiçbir zaman tamamlanmayacak. Ve tek bir seferde de bitmek zorunda değil. Gayret ettikten sonra geri çekilebilmelisin.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rahat olmak, her şeyi bırakmak değilmiş.

EDEBİYATI HİSSETMEK